Derse Etkin Katılım Sağlama

Günümüzde sınıflarda gözlemlemekte olduğumuz en büyük problem, öğrencilerin derslerde sürekli olarak pasif durumda olmalarıdır. Öğretmenler, ağırlıklı olarak, en etkisiz öğretim yöntemi olduğu bilinen anlatım yöntemini kullanmaktadırlar.  Araştırmalar, anlatılanların 24 saat sonra hatırlanma oranının % 5’i geçmediğini göstermektedir. Derse etkin katılım sağlandığında, öğrenci motivasyonunun, öğrenmenin ve sınav başarısının arttığını görmekteyiz.

Etkin katılım stratejilerinin nasıl etkili biçimde kullanılabileceği ile ilgi bazı öneriler:

  • Bekleme Süresi Ve Soru-Cevap Yöntemi – Soru-cevap derslerde en sık kullanılan yöntemlerinden biridir. Yöntem doğru kullanıldığında çok motive edici, bütün öğrencilerin katıldığı bir süreç değerlendirmesi olabilmektedir. Doğru kullanılmadığında ise  en etkisiz yöntemlerden biri haline gelmektedir. Soruyu sorduktan sonra, sorunun zorluk düzeyine göre, öğrencilere verilecek bekleme süresi 10 saniye ile 15-20 saniye arasında olduğu takdirde, her öğrenciye bilgiyi işlemlemek, bağlantılar kurabilmek için yeterli zamanı verilmiş olmaktadır.  Bekleme süresi yeterli olmadığı takdirde, 1-2 sn içinde bağlantı kuramayan öğrenciler, öğretmenin vereceği bekleme süresinin kısa olduğunu bildikleri için cevaplamaya çalışmamakta hatta soruyu dinlememektedirler.  

Soru-cevap yönteminin etkili kullanımı için:

  • Sene başında A4 kağıtları PWC ile kaplayınız ve her öğrenciye 1 adet dağıtınız.
  • Öğrencilerin yanlarında silinebilir marker ve marker silgisi bulundurmalarını isteyiniz.
  • Soruları sormadan önce öğrencilere parmak kaldırmamalarını söyleyiniz.
  • Soruyu sorunuz ve 10-15 saniye bekleme süresi veriniz.
  • Bekleme süresinin sonunda, öğrencilerin PWC kaplı kağıtlarını aynı anda kaldırmalarını isteyiniz.
  • Uygulama bu şeklide yapıldığında, her öğrenci düşünmekte ve cevabı yazmaktadır.
  • Öğretmen de sorunun cevabını kimlerin doğru olarak verdiğini çok kısa bir sürede görmekte, aynı zamanda süreç değerlendirmesi yapmış olmaktadır.
  • Aynı etkinlik, öğrencilerin soruları ve cevaplarını defterlerine yazmalarını isteyerek de yaptırılabilir. Özellikle daha sonra hatırlamak için kullanmalarını istediğimiz takdirde, soruları ve cevapları deftere yazdırmak yerinde olmaktadır.
  • Her yöntem gibi, bu yöntem de uygulanırken öğrenci motivasyonu dikkatle izlenmeli ve etkinlik süresini çok uzatarak motivasyon düşüklüğüne neden olmamalıdır.
  • Kinestetik bir eylem olan yazı yazmanın, anlamayı olumlu etkilediğini unutmamalıyız.

Tekrar Yöntemi – Öğretmenlerin dersin başında, sonuna doğru veya ortasında kullandığı yöntemlerden biridir. Bu yöntem de tekrarı kimin yaptığına bağlı olarak çok etkili (anlamaya ve beceri gelişimine katkıda bulunan) veya etkisiz olabilmektedir. Tekrarı yapan öğrenir. Öğretmenler genellikle tekrarı kendileri yapmakta ve bu süreçte öğrenciler pasif ve dinleme durumunda kalmaktadırlar. Tekrar uygulamasında da aktif durumda olması gerekenler öğrencilerdir. Dersin sonunda veya başında öğretmen “bu derste/bir önceki derste işlediklerimizi tekrar edecek olursak” diyerek anlatmak ve göstermek yerine, öğrencilere “bu derste/geçen derste işlediklerimizden aklınızda kalanları yazarak, çizerek, şiir yazarak, akıl haritası kullanarak ifade edin” diyerek öğrencilerin hepsine kendilerini ifade etme imkanı verdiğinde, bütün öğrencilerin etkin katılımı sağlanmakta, dolayısı ile motivasyon artmakta, anlamaya yönelik çalışma yapılmış olmaktadır. Tekrarı birkaç öğrencinin yapmasını istemek ayrı bir problem zira bütün öğrencilerin doğru tekrar yapmasını sağlamak esas amaç olmalı. Tekrar yönteminin etkili ve etkisiz kullanımını spordan bir örnekle şöyle açıklayabiliriz. Basketbol antrenmanında 20 sporcumuz var ve top sürme becerisini geliştirmeyi hedefliyoruz. Kenarda 20 top olmasına rağmen, 20 basketbolcuya 1 veya 2 top verdiğimiz takdirde, verili sürede (örn: 5 dakika) her öğrencinin eline top 1 veya 2 defa değecektir. Ancak, her sporcuya 1 top verdiğimiz takdirde, bu süre içinde her birinin sürenin tamamında top sürmesini sağlayabiliriz.

Tekrar Sonrası Söz Verme – Her öğrenci yukarıda açıklandığı gibi bireysel ve aktif olarak katılarak tekrar yaptıktan sonra, belli öğrencilere söz vermek de konunun anlaşılıp anlaşılmadığını belirlemek için kullanılabilecek yöntemlerden biridir. Öğrencilere söz verirken alfabetik sıra, oturma düzeni, el kaldırma gibi sıranın kime geleceğinin kestirilebileceği örüntülerden kaçınınız. Bu örüntüler, öğrencilere ne zaman sorumlu olacaklarının sinyalini verir, böylece kendilerine sıra gelmeden önce ve geldikten sonra konuya ilgi göstermezler.

  • Ünitenin Önemini Vurgulama – Ünitenin başında “bunu neden bilmem gerekiyor” ve “bu bilgiyi hayatta ne zaman kullanacağım” sorularının cevaplarını özellikle öğrencilerin ön bilgilerini dikkate alarak, değişik görsel materyaller kullanarak veriniz. Araştırmalar, bu soruların cevaplarını vermeden, öğrenme motivasyonunu ve öğrencilerin derse etkin katılımını sağlamanın mümkün olmadığını göstermektedir. 
  • Derste Pratik Yapma – Pratik, öğrenciler tarafından yapıldığı ve bütün öğrencilerin aktif olarak katılımları sağlandığı takdirde motive edici olmaktadır. Pratiği öğrencilere tek tek yaptırmak veya pratiği öğretmenin yapması derslerde sıklıkla karşılaştığımız en önemli problemlerden biridir ve bir Çin atasözü bu konuyu çok güzel açıklamaktadır. Duyarım ve unuturum, görürüm ve hatırlarım, yaparım ve anlarım.  

Bir öğrenci tahtaya yazılan soruyu cevaplamak için geldiği zaman, sınıftaki diğer öğrencileri gözlemleyiniz. Problem çözme durumunda olan bir öğrencinin dışındaki bütün öğrenciler pasif olarak izleme durumundadırlar ve motivasyonları düşük olduğu için aralarında konuşmakta ve derse ilgileri kalmamaktadır. Derslerin çoğunda da benzer uygulama sıklıkla yapıldığında, okul öğrenciler için sıkıcı bir yer haline gelmektedir. Aynı durum, öğretmenin sürekli olarak tahtada anlattığı, problem çözdüğü durumlar için de geçerlidir. Sürekli olarak anlatan, problem çözen, örnekler veren, karşılaştırma yapan kimse o öğrenir. Bu nedenle derslerde öğrencilerin anlattıkları, örnekler verdikleri, problem çözdükleri, bireysel, eşli ve grup çalışması yaptıkları süreleri arttırmalıyız. Öğretmenin (40 dakikalık bir derste değişik zamanlarda, gösterdiği, anlattığı, örnekler verdiği) kullandığı sürenin 7-8 dakika olduğu, geri kalan sürede öğrencilerin aktif katılımının sağlandığı derslerde öğrenci başarısının ve motivasyonunun yüksek olduğunu gözlemlemekteyiz. Örneğin, dersin hedeflerine ulaşılmasına yönelik olarak kullanacağımız, 4-5 sayfalık bir ders materyali var. Bir derste bu materyal farklı şekillerde kullanılarak ders işlenebilir. Seçenek 1: Materyalde ne varsa öğretmen ders boyunca anlatır ve gösterir, arada öğrencilere cevaplamaları için bazı sorular sorar. Bu derste, öğrenme çok sınırlı, motivasyon çok düşüktür çünkü öğrenciler dersin % 95’inde pasif durumdadır. Seçenek 2: Öğretmen materyali kısa süre (4-5 dakika) anlatır, gösterir. Daha sonra öğrencilerden materyali bireysel olarak okumalarını, önemli olduğunu düşündükleri kısımları yazmalarını ve materyalle ilgili ikişer soru hazırlamalarını (15 dakika) ister. Daha sonra hazırladıkları soruları önce eşleri ile sonra da  4 kişilik grupları ile (10 dakika) paylaşmalarını ister. Sonra da öğretmen, her gruptan bir öğrenciye rastgele grubun sorularını (8 – 10 dakika) sınıfla paylaşmasını ister. Seçenek 2, öğrencileri etkin ve aktif olarak katmaktan ne anladığımızı göstermek için verilen bir örnektir. Elbette aktif katılım konusunda kullanılabilecek onlarca değişik strateji vardır.

Çıkış Kartı Uygulaması – Derslerin sonunda 2-3 açık uçlu soru kullanarak, öğrencilerin derste ne anladıklarını anlamak ve kullandığımız yöntemleri değerlendirmek mümkündür. Öğrencilerin dersin sonunda yazacakları bir şey yoksa, kısa süreli belleklerinde bir şey olmadığını söylemek mümkündür. Çıkış kartı uygulaması yapıldığında, öğrencilerin doğru cevapları vermeleri elbette önemlidir. Öğrenilenlerin uzun süreli bellekte olup olmadığını anlamak (en az 24 saat sonra) için kullanılabilecek yöntemlerden biri pop-quiz (önceden haber vermeden yapılan kısa değerlendirme) dir.   Derslerde kullanılan yöntemlerin öğrencilerin aktif katılımlarına imkan veren yöntemler olmaması durumunda, öğrenciler derste öğrenememektedirler. Bu durumda olan ve derste öğrenemeyen öğrenciler, okulun dışında destek almak durumunda kalmaktadırlar.

Derse etkin katılım stratejilerinin sistematik olarak uygulandığı ve ezbere değil anlamaya yönelik çalışmalar yapılan okullarda, öğrencilerin sınav kaygılarının azaldığı, LGS ve ÖSS sınavlarında da öğrenci başarısının arttığı görülmektedir.

Mustafa BALKAŞ